Farklı konuları olan filmleri sevenlerin son derece hoşuna gidecek olan The Skin I Live in dilimize İçinde Yaşadığım Deri şeklinde çevrilebilir. 2010 yılı yapımı filmde başrolde benim de çok sevdiğim bir aktör olan Antonio Banderas yer alıyor. Banderas’ın aslında çok iyi bir de müzisyen olduğunu görmek isteyenler ünlü operacı Sarah Brightman ile birlikte seslendirdiği The Phantom Of The Opera eserini Youtube üzerinden izleyebilirler.

Filme dönecek olursak; 2010 yapımı The Skin I Live in ülkemizde 2011 yılında vizyona girdi. İşinde usta olan bir plastik cerrahı canlandıran Antonio Banderas’ın karısının bir yangın sonrasında yüzünün ve vücudunun büyük bir bölümü yanmıştır. Vücudu yanıklar içinde kalan kadının bu haline üzülen Banderas kendi başına çalışmalara başlamış ve domuz kanı kullanarak insan derisine çok benzeyen yapay bir deri geliştirmiştir. Banderas bu deri üzerinde çalışırken kızı bir serseri tarafından kaçırılmış ve tecavüze uğramıştır. Banderas’ın karısı bütün bu olaylardan sonra kocasının üzerinde çalıştığı yeni derinin bitmesini bekleyemeden intihar etmiştir.

Bu noktadan sonra Banderas’ın hayatı değişir ve kızına tecavüz edenlerden intikam almak için planlar yapmaya devam eder. Çok geçmeden kızına tecavüz eden adamı bulur. Ancak alacağı intikam çok farklı olacaktır. Kızına tecavüz eden adamı çok iyi bir cerrah da olmasından dolayı ameliyat ederek ölen karısına benzetir. Üstelik sadece benzetmekle kalmaz adamın cinsiyetini dahi kadın yapar. Bu Banderas için alınabilecek en akıllıca intikamdır.

The Skin I Live in

The Skin I Live in filmini izleyenlerin en çok şikâyet ettikleri konu filmde kadın ve eşcinselliğe çok fazla yer verilmesi. Psikolojik bir film olsa da sürekli olarak cinselliğin ön planda tutulması insanların dikkatini film üzerinde tutma çabası olarak değerlendirilmekte.

Sleepers filmi hakkında yazdığım yazıya buradan ulaşabilirsiniz.