Geçen günkü yazıyı tekrar okuyup tozpembe’yi düşününce yarın işimle alakalı olarak 1 günlüğüne Antalya’ya gidecek olmam ve orada hep kaldığımız otel aklıma geldi. Arkadaşlarla biraz da Antalya’da gezelim bakalım ne var ne yokmuş; değişiklik olsun. Bir fotoğraf, bir snap yada nasıl olursa olsun bir şekilde ortaya çıkarım.

Antalya’yı seviyorum. Sadece kış mevsiminde seviyorum ama. 🙂 Beni tanıyanlar bilir ki kışın bile nadir üşüyen biriyim, o nedenle Antalya’ya yaz sıcağında gitmek, “deniz – kum – güneş” üçlüsünün tadına bakmaktan ziyade intihar oluyor benim için, hayattan daha da soğuyorum. Kışın, rüzgârlı, serin falan oldukça iyi, tam benlik. Gittiğimizde The Marmara Otel’de kalıyoruz; değişik bir otel, tasarımına bayılıyorum, odaları oldukça alışılmadık, sıradanlıktan çok uzak.

the marmara otel antalya

Lobisi 7. Katta falan hala gittiğim zaman karıştırıyorum, katlar arasında kayboluyorum. Bazı odaları havuz kenarında dönen bir yapı içerisinde; evet evet sürekli olduğu yerde dönüyor, insanın midesi bulanmıyor mu anlamıyorum bazen neyse. Fotoğrafta üzerinde caretta kaplumbağa gördüğünüz yapı sürekli olarak kendi etrafında dönüyor. Gece yatarken karşınızda deniz manzarası varken, sabah kalktığınızda otelin asıl büyük binasına bakıyor olabilirsiniz. İlginç. 🙂 Bu arada yanlış hatırlamıyorsam otelin bir tasarım ödülü de mevcut.

themarmaratelantalya

Antalya’da birkaç restoran ile ilgili öneriler aldım arkadaşlarımdan, oraları deneyeceğim bakalım bahsettikleri kadar var mı? Hem belki Antalya şu garip ruh halime de iyi gelir. Detayları paylaşırım. Kendinize iyi bakın.

You May Also Like

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *