Şahsen dram filmlerini çok seviyorum. Gelmiş geçmiş izlediğim en iyi dram da 1999 yapımı Jakob’un Yalanları adlı film. Bu filmi gerçekten kaç defa izlediğimi bilmiyorum. Her izlediğimde görmediğim çok fazla şeyin olduğu anladım. Bu yazı da elbette spoiler vermeyeceğim sadece bu kadar muhteşem bir filmin neden insanlar tarafından bilinmediğini çok merak ediyorum.

II. Dünya Savaşı Konulu

Nazilerin özellikle Yahudi Polonyalılar üzerinde uyguladıkları zulmü konu alan film her ne kadar dram olmasına karşın aynı zamanda komedi öğeleri de içeriyor. Filmi farklı yapan noktalardan bir tanesi de zaten bu. İzlerken üzüldüğünü bir anda bir de sizi mutlu ediyor. Savaşla insanların nasıl birlikte yaşadıklarından ziyade insanların birbirleriyle yaşadıklarını konu alan filmin oyuncu kadrosu da zengin. Filmin başrollerinde dünyaca ünlü aktör Robin Williams var. Robin Willams’ın tek başına koca bir filmi sürüklediğini söylesem hiç de abartmış olmam. Alan Arkin filmde rol alan bir diğer nemli aktör.

Bir Şaheser : Jakob’un Yalanları

Amerika’da Gösterime Girmedi

Jakob’un Yalanları Amerika’da sinema salonlarında gösterime girmedi. Bunun sebebinin ne olduğunu bilemiyorum. Ama filmin duyulmamasının en büyük sebebinin de bu olduğu çok açık. Çünkü oynayanlar Amerikalı olsalar dahi film bir Avrupa filmi ve tamamı Avrupa’da çekilen bir film. Öleceklerini bilen insanların ufak bir umut ışığı aradığı bir dönemde Robin Williams onlara bu ışığı veriyor. Aslında filmin konusu da bu umut ışığı üzerine kurulu.

Bir Şaheser : Jakob’un Yalanları

Filmin Müzikleri

Filmin müziklerine ayrı bir paragraf açmak istedim. Bir dram filmi ile eğlenceli Jazz klarnet içeren müziklerin çalınması beni ayrıca büyüledi. Böyle bir tezatlığın filme bu kadar güzel bir etki katacağını anlayabilmek ve bunu filmde cesurca kullanmak taktire şayan. Ansızın başlayan müzikler sizi bir anda dumura uğratıyor. Zaten izlerken üzüleceğinize mi sevineceğinize mi bir türlü karar veremiyorsunuz. Bünyeniz altüst oluyor.

Jakob’un Yalanları (Jakob The Liar) adlı bu şaheser filmi kesinlikle herkese tavsiye ediyorum. İzleyince pişman olmadığınızı göreceksiniz. Sharp Objects dizisi hakkında yazdığım yazıya da buradan ulaşabilirsiniz.